Papillom.
Elektrokoagülasyon. Elektrorezeksiyon.
Papillomatosis. Elektrokoagülasyon. Elektrorezeksiyon, daha sonra intrakaviter irradiyasyon veya eksternal irradiyasyon. Hidrostatik basınç veya hipertermi de de uygulanabilir. Sık ve mültipl residivlerde total sistektomi.
Mukoza! Safhadaki Kanserler. Parsiyel sistektomi seçkin metoddur. Veya elek­trokoagülasyon, yahut rezeksiyon. Daha sonra intrakaviter irradiyasyon. Sessil olanlarda elektrokoagülasyon veya rezeksiyon;daha sonra tümörün kaidesine interstitiel irradiyasyon veya eksternal irradiyasyon.
Müsküler Safhadaki Kanserler. Parsiyel sistektomi seçkin metoddur. Daha sonra eksternal irradiyasyon.
Parsiyel sistektomi mümkün olmazsa, müskülarisin yüzeyel kısmına enfiltre olanlarda, kaidesi 4 cm.’den küçükse, elektrorezeksiyon; arkasından interstitiel ir­radiyasyon. Tümörün kaidesi 4 cm.’den geniş ise, total sistektomi; daha sonra eks­ternal irradiyasyon.
Perîvezikal Safhadaki Kanserler. Parsiyel sistektomi, total sistektomi veya ra­dikal sistektomi arkasından eksternal irradiyasyon.
Pelvise Fikse Safhadaki Kanserler. Radikal sistektomi; arkasından eksternal irradiyasyon veya palyatif eksternal irradiyasyon. Süpervoltaj tedavisi semptoma-tik salâh sağlar.
Postoperatif süpervoltaj tedavisi yayılmayı önlemede faydalıdır.
Residivan tümörlerde, mümkün cerrahi metodlardan bir) tatbik olunur. Veya palyatif reirradiyasyon.
İlerlemiş tümörlerde ön plândaki tehlike böbrek yetersizliğidir. Bunu önlemek için ilk olarak idrarın derivasyonu gerekir. Bu, üreterokütane veya intestinal anas-tomoz veya üreterlerin izole bir barsak şegmamna emplantasyonu ile temin olu­nur (ileal loop veya ileal conduit).
Kombine total sistektomi ve irradiyasyonun veya yalnız baidsdernegi.org/asi-nedir/”title=”aşı” >aşına palyatif süper­voltaj tedavisinin endike olduğu vak’alarda radyasyonun üreter alt uçlarına zararlı etkisini (Sklerozis) önlemek ve elektrolit balansını en iyi şekilde idame ettirebil­mek için ileal conduit seçkindir.
Mesane tümörlerinin tedavisinin başarısında önemli faktörlerin başında has­taların hayat boyu, devamlı kontrol altında tutulmaları gelir. Hastalar, hiçbir şikâ­yetleri olmasa da, her üç ayda bir, daha sonraları 6 ayda bir kontrol edilmelidir.Bu kontrollerde hastanın genel ve ürolojik klinik muayenesi, rutin laboratuvar tet­
kikleri ve sistoskopi esastır.