nefes alıp verme
Kanın oksijen almasına ve karbondioksit atmasına olanak sağlamak için havanın akciğerlere girdiği ve çıktığı süreç. Nefes (soluk) alıp vermeyi beyin sapındaki so­lunum merkezi denetier. Nefes alındığın­da, diyafram kasılır ve düzleşir. İntercostal kaslar (kaburgalar arasındaki kaslar) kası­larak göğüs kafesini yukan ve dışarı çeker. Bunun sonucu olarak göğüs boşluğu hac­minin artması akciğerlerin genişlemesi­ne neden olur ve azalan basınç havayı ak­ciğerlerin içine çeker. Nefes verildiğinde, göğüs kaslan ve diyafram gevşeyerek gö­ğüs kafesinin çökmesine ve akciğerlerin büzülmesine neden olur, bu da havayı sı­kıştırarak dışan atar.
Normal, sessiz soluk alıp vermede, akci-ğerlerdeld havarim onda birinden azı çıka­rak aynı miktardaki taze havayla yer değiştirir (soluk hacmi ya da tidal volüm). Bu yeni hava halen akciğerlerde tutulan bayat havayla (artık hacim ya da rezidüel volüm) karışır. Bir erişkinin dinlenme durumun­da normal nefes alıp verme hızı dakikada 13 ile 17 soluk arasındadır. (Anca bakınız solunum.)
nefes alıp verme güçlüğü
Nefes alıp verme hızının değişmesini ya da nefes darlığı hissini içeren zorlanarak ya da sıkıntılı soluk ahp verme Özellik­le formda olmayan ya da aidsdernegi.org/asi-nedir/”title=”aşı” >aşın kilolu kişi­ler için, egzersizden sonra bir dereceye ka­dar nefes darlığı normaldir. Dinlenme ha­lindeyken nefes darlığı her zaman anor­maldir ve çoğunlukla, hava yollarım tutan (bkz. astım), akciğerleri tutan (bkz. akci­ğer hastahğı, kronik obstrüktif) ya da kalp-rlqiTi”T sistemini tutan (bkz. kalp yetmez­liği) bozukluklardan kaynaklanır. Şiddetli anksiyete (kaygı), akciğerler normal oldu­ğu zaman bile nefes darlığıyla sonuçlana­bilir (bkz. hiperventilasyon). Beyin sapın-daki solunum merkezinin bir inme ya da kafa yaralanması nedeniyle hasar görmesi nefes alıp vermeyi etkileyebilir. Bu, belirli ilaçlann bir yan etkisi olarak da meydana gelebilir. Solunum cihazı ile yardım yapıl­ması bazen gerekli olur. Yüksek yerlerde havadarım içerdiği oksi­jen miktan azalır. Sonuç olarak, akciğer­ler vücuda yeterli oksijen sağlamak için daha çok çalışmak zorunda kalır (bkz. dağ hastahğı) ve bu nedenle, bir dereceye ka­dar nefes darlığı normaldir, ama daha dü­şük oksijen yoğunluğuna vücut uyum sağ­ladıkça bu durumun yavaş yavaş azalma­sı gerekir.
Ciddi anemide nefes darlığı medana ge­lebilir, çünkü oksijen taşıyıcı pigment he­moglobin düzeylerinin anormal ya da dü­şük olması, akciğerlerin vücuda oksijen sağlamak için daha çok çalışmak zorunda kalmasına yol açar. Bedensel çaba harcan­dığında şiddetlenen nefes alıp verme güç­lüğü, akciğerlerde kan dolaşımının azal­ması nedeniyle oluşabilir. Bu, kalp yet­mezliğinden (kalbin pompalama verimi­nin azalmasından), akciğer embolizmin-den (akciğerlerdeki kan damarlarının pıh­tılarla tıkanmasından) ya da akciğer hiper­tansiyonundan (akciğerlerdeki atardamar­larda basıncın artmasından) ileri gelebilir