<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlık, hastalık, tedavi, tüp bebek, lazer epilasyon, estetik, diyet, zayıflama &#187; Akupunktur</title>
	<atom:link href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aidsdernegi.org</link>
	<description>sağlık, tüp bebek, lazer epilasyon, estetik, diyet, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 May 2010 18:34:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Akupunktur</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 20:03:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[



 Birçok aile, akupunkturun çocuklar için uygun olmadığını düşünmektedir. Ancak akupunkturun çocuklar için de yararlı olabileceğinin bilinmesi gerekir. Çocuklar iğneden korktukları için, akupunkturdan da korkarlar, nasıl bir sonuçla karşılaşa­caklarını merak ederler. Akupunktur iyi bir uzman tarafından uygulanırsa, acı ve ağrıya neden olmaz. Akut ve kronik olan birçok hastalık akupunktur ile tedavi edi­lebilmektedir.
Londra&#8217;da çalışan bir akupunktur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p>Birçok aile, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >akupunktur</a>un çocuklar için uygun olmadığını düşünmektedir. Ancak akupunkturun çocuklar için de yararlı olabileceğinin bilinmesi gerekir. Çocuklar iğneden korktukları için, akupunkturdan da korkarlar, nasıl bir sonuçla karşılaşa­caklarını merak ederler. Akupunktur iyi bir uzman tarafından uygulanırsa, acı ve ağrıya neden olmaz. Akut ve kronik olan birçok <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalık" >hastalık</a> akupunktur ile tedavi edi­lebilmektedir.<br />
Londra&#8217;da çalışan bir akupunktur uzmanı olan Giles Davies yıllardır kendi çocu­ğu da dahil pek çok çocuğa akupunktur tedavisi uygulamaktadır. Davies, çocukların akupunktur tedavisine büyüklerden daha hızlı cevap verdiğini belirtmiştir. Çocukla­rın akupunkturdan hoşlandığını da belirten Giles, akupunktur tedavisini müzik ya da eğlenceli bir sohbet eşliğinde yürüttüğünü vurgulamıştır. Doğal <a href="http://www.aidsdernegi.org/"title="sağlık" >sağlık</a> tedavilerini denemek istiyorsanız, alanında ünlü olan deneyimli bir uzman seçmeye çalışın.</p>
<p>Akupunktur nedir?<br />
Akupunktur vücudun iyileşmeye başlamasını sağlamak amacıyla enerji düzeyini artırma amacını t<a href="http://www.aidsdernegi.org/asi-nedir/"title="aşı" >aşı</a>yan bir tekniktir. Modern tıbbın çare bulamadığı hatta sebebi­ni bile belirleyemediği bazı <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a> akupunktur yoluyla tedavi edilmektedir.<br />
Akupunktur, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, oldukça etkili bir bilim­sel tedavi yöntemidir. Akupunktur yaklaşık 5.000 yıl önce Çin&#8217;de bulunmuştur. Acus (iğne) ve puncture (batırmak) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş olan akupunktur, Batı dilinde &#8220;acupunktur&#8221; olarak bilinir. Çin&#8217;de ise &#8220;iğnenin ken­disi&#8221; ve &#8220;ısı&#8221; anlamına gelen chen-chin kelimeleri akupuntur kavramını ifade et­mek için kullanılmaktadır. Akupunktur iğneleri vücutta bulunan 261 genel nokta­ya ve kulakta bulunan 150 nokta üzerine uygulanır. Bu noktaların lazer manyetik dalga veya bir iğne ile uyarılması durumunda iletilen mesajlar hem akupunktur için seçilen bölgeyi hem de bazı önemli merkezleri uyararak, iç salgı bezlerinin birtakım salgıları salgılamasını sağlar. Bu salgılar hastalıklı bölgeyi tedavi eder. Akupunktur sürekli ağrı çeken hastalar üzerinde oldukça faydalı etkiler göster­mektedir.<br />
<a href="http://www.aidsdernegi.org/wp-content/uploads/2010/01/Akupunktur.jpg"><img src="http://www.aidsdernegi.org/wp-content/uploads/2010/01/Akupunktur-211x300.jpg" alt="" title="Akupunktur" width="211" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-864" /></a><br />
Aku-basınç<br />
Bazı akupunktur uzmanları, akupunktur iğnesi yerine parmaklarını kullanmaktadır. İğne kullan­madan, sorunlu bölgeleri parmaklarıyla uyguladıkları basınçla tedavi etmeyi amaçlayan aku-basınç uzmanları bu metodun da yararlı olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>Terapi süresince nelerle karşılaşabilirsiniz?<br />
îlk konsültasyonunuz 90 dakika sürebilir. İlk konsültasyonun bu kadar uzun sür­mesinin nedeni doğal sağlık uzmanının hastalığı teşhis etmek için sorduğu uzun ve kapsamlı sorulardır. Çocuğunuzun sağlığı, hayat tarzı, hangi hastalıkları geçir­diği, hastalık belirtileri, uyku düzeni, sıcak ve soğuk hassasiyeti, baş dönmesi, ye­me alışkanlıkları, bağırsak hareketliliği, duygusal sorunları, çevresi ile ilişkisi ve benzeri sorulara karşı hazırlıklı olmanız gerekir.</p>
<p>Uzmanınız söylediğiniz her şeyi not alır. Özellikle de çocuğunuzun yüzünün soluk ya da canlı olması uzmanınız için önem taşır. Uzmanınız çocuğunuzun <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/goz-sagligi-goz-hastaliklari-gozluk-lens-goz-ameliyati-lazer/"title="göz" >göz</a>­lerinin içine ve diline bakar, çocuğunuzun nefes alıp verişini dinler, konuşmasını ve ses tonunu inceler, koku alma duyusunu kontrol eder, nabzını ölçer. Tüm bu tetkiklerin sonucunda, çocuğunuza nasıl bir akupunktur terapisi uygulayacağına karar verir.<br />
Akupunktur terapisi gören bir çocuk elbiselerini çıkararak akupunktur masa­sına yatar. Bazı durumlarda sadece çorabın çıkarılması yeterlidir. Akupuntur iğne­leri vücudun belirli bölgelerine batırılır. Uzmanlar 8 adet akupunktur iğnesi kul­lanmaktadır. Bu iğneler 30 dakika içinde tedavi için tespit edilen bölgenin sol tara­fına uygulanır. Akupunktur uzmanları, iğneli terapinin yanı sıra, bitkisel Çin ilaç­ları ve <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="diyet" >diyet</a> de önerebilir.<br />
Akupunktur terapisi, çocuğunuz tamamen iyileşene kadar sürdürülebilir. As­tım ve egzama gibi kronik vakalar, nezle gibi akut vakalardan daha uzun bir tedavi süreci gerektirebilir. Akupunktur tedavisinin yararlarını genellikle 3-4 hafta içinde görmeye başlarsınız. Bazı insanlar tamamen iyileşseler bile her 3 ayda bir &#8220;denge­leyici terapi&#8221; adı verilen terapiye gelmektedir. Bu terapide daha önce yapılan aku­puntur terapisine benzer bir uygulama yapılmaktadır. Akupunktur &#8220;önleyici tera­pi&#8221; olarak da kullanılmaktadır, bu şekilde hastalığın yeniden nüksetmesi önlenile-bilir. Yapılan tedaviyle düzeltilen enerji dengesi, kişinin bu dengeyi muhafaza et­mesine bağlı olarak devamlılığını korur. Enerji dengesi dış faktörler ve kişisel ne­denlerden dolayı yeniden bozulabilir. Kurulan denge yaklaşık beş altı ay devam eder. Bu süre bir yıla kadar uzayabilir. İşte asıl önemli nokta da buradadır: Bozulan dengenin yeniden kurulmasından sonra sürdürülen sağlık takipleri hastalığın ye­niden nüksetmesini önler. </p>
<p>Akupuntur iğneleri cidin 0.3-1 cm derinliğine kadar batırılabilir. Bazı durum­lara göre bu derinlik 2.5 cm&#8217;ye kadar çıkabilir. Terapi, akupunktur noktalarına ısı ya da elektrik akımı verilerek başlar. Elektrik akımı yerine basınç ve ultrason dalgaları da uygulanabilir. Akupunktur uygulanan noktalara, yakılmış bazı bitkiler de sürülebi­lir. Bu tekniğe &#8220;moksibasyon&#8221; adı verilir. &#8220;Moksibasyon&#8221; akupunktur kadar eski bir tedavi yöntemidir. Moksa, &#8220;artemisia vulgaris&#8221; bitkisinin kuru yapraklarından elde edilir. Tutuşturulduğunda için için yanıp, ısı oluşturan bir bitkidir. Doğrudan cilde sürülebilir veya iğnenin üstünde yakılarak uygulanır.<br />
İnsanların akupunktur uygulaması sırasında hissettiği şeyler, birbirinden farklı olabilir. Çocuğunuz akupunktur iğneleri yüzünden sadece ufak bir karınca­lanma hissi hissedebilir. Bazı çocuklar bunu bile hissetmeyebilir. İğneler vücuda batırıldıktan sonra, acı hissedilmez. Akupunktur iğneleri çok incedir ve paslanmaz çelikten yapılmaktadır. İğnelerin ucu çok düzgündür, hatta normal iğnelerden bi­le daha pürüzsüzdür. Akupunktur iğneleri normal iğneler kadar kanama yapmaz. Çok nadiren ciltte morarma ya da kızarma görülebilir. Akupunktur terapisi süre­since yeterli önlemler alınırsa, enfeksiyon kapma riskiniz yoktur çünkü uzmanlar ya tek kullanımlık iğneler kullanır ya da önceden kullanılmış olan iğneleri iyice ste­rilize eder. Yeterli önlem alınmazsa, enfeksiyon riski yaşanabilir.<br />
Akupunktur iğneleri ile dengelenen vücut enerjisi, çocuğunuzun iyileşme sü­recini hızlandırır. Hastalık süresince görülen belirtiler, akupunktur uygulamasını izleyen birkaç gün içinde daha da artabilir. Örneğin, iştahsızlık, tuvalet alışkanlık­larında değişiklik ve duygusal çalkantılar yaşanabilir. Akupunktur tedavisinden sonra bu belirtileri gözlemliyorsanız, sakın en<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/kategori/agiz-ve-dis-sagligi/&#8221;title=&#8221;diş&#8221; >diş</a>elenmeyin. Çünkü bu belirtiler, tedavinin etkisini göstermeye başladığına işaret eder. Her akupunktur terapisi sonrasında çocuğunuzun biraz daha rahatladığını hissedersiniz. Yukarıda saydığı­mız belirtiler ise kısa bir süre içinde geçecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akapunktur Nedir?</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akapunktur-nedir/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akapunktur-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:45:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. <strong>“Chi”</strong> adı verilen bu enerji insan vücudunda <strong>“meridyen”</strong> denilen kanallarda dol<a href="http://www.aidsdernegi.org/asi-nedir/"title="aşı" >aşı</a>r. <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >Akupunktur</a> yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.</p>
<p>İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara <strong>“akupunktur noktaları”</strong> denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalık" >hastalık</a> hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.</p>
<p>Hipokrat canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, <strong>“Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.”</strong> der.</p>
<p>Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:</p>
<p>Çeşitli <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a>ın tedavisi<br />
<strong>Analjezi-<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/anestezi/&#8221;title=&#8221;anestezi&#8221; >anestezi</a><br />
Alışkanlık tedavisi</strong><br />
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.</p>
<p><strong>Akapunktur Felsefesi</strong><br />
Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.</p>
<p>Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. <strong>Batı tıbbı analitiktir;</strong> derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.</p>
<p>Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.</p>
<p><strong>Akapunktur Tarihçesi</strong><br />
Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen <strong>“Chen-chin”</strong> ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, <strong>“akupunktur”</strong> olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.</p>
<p>1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete <strong>“akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon”</strong> izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.</p>
<p><strong>Uyarı noktaları Ve Uyguluma</strong><br />
Uyarı noktaları<br />
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.</p>
<p>İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/organlar/"title="organlar" >organlar</a>a ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.</p>
<p><strong>Lazerle Akupunktur</strong><br />
Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz, kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.<br />
<strong><br />
Akupunktur&#8217;un Taşı</strong><br />
Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p><strong>Akapunkturda Kulağın Önemi</strong><br />
Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır. Örneğin, insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında mevcuttur. Bu yüzden akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine, deteksiyona yardımcı olmaktadır.</p>
<p><strong>Akapunktur ve <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="zayıflama" >zayıflama</a></strong><br />
<strong>Şişmanlık<br />
Şişmanlık nedir ?<br />
Dünyada şişmanlık<br />
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız ?<br />
Vücut-Kitle indeksi nedir ?<br />
Akupunktur ve zayıflama<br />
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır ?</strong></p>
<p><strong>Şişmanlık (Obezite)</strong><br />
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.</p>
<p>Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/goz-sagligi-goz-hastaliklari-gozluk-lens-goz-ameliyati-lazer/"title="göz" >göz</a>lenmiştir.</p>
<p>Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/beslenme/"title="beslenme" >beslenme</a> alışkanlıkları, yaşam tarzı, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/psikoloji/"title="psikoloji" >psikoloji</a>k sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.</p>
<p>Obezite bir hastalık olduğu için, bir <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="diyet" >diyet</a> uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.</p>
<p>Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.</p>
<p><strong>Obezite sıklığının artmasının nedenleri:</strong><br />
<strong>-</strong> Sosyo-kültürel faktörler,<br />
<strong>-</strong> Biyolojik faktörler,<br />
<strong>-</strong> Davranışsal faktörler,<br />
<strong>-</strong> Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,<br />
<strong>-</strong> Alkol tüketiminin artması,<br />
<strong>-</strong> Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,<br />
<strong>-</strong> Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.</p>
<p>Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="" >kilo verme</a>k amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma çabasındadır.<br />
Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo artışı durur.</p>
<p>Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo alabilirler.</p>
<p>Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken bölgeler vardır.<br />
<strong><br />
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:</strong><br />
Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.</p>
<p><strong>Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır:</strong><br />
1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)</p>
<p><strong>19</strong><br />
zayıf</p>
<p><strong>19-25</strong><br />
normal</p>
<p><strong>25-30</strong><br />
fazla kilolu</p>
<p><strong>30-40</strong><br />
şişman (obez)</p>
<p><strong>40</strong><br />
çok şişman (morbid obez)<br />
<strong><br />
2. Bel çevresi ölçümü:</strong><br />
Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.<br />
Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:<br />
<strong>-</strong> Kalp-damar hastalıkları<br />
<strong>-</strong> Tip II şeker hastalığı<br />
<strong>-</strong> Hipertansiyon<br />
<strong>-</strong> Safra taşları oluşumu<br />
<strong>-</strong> Karaciğer yağlanması<br />
<strong>-</strong> Uyku ve solunum problemleri<br />
<strong>-</strong> Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.</p>
<p><strong>Akupunktur ve zayıflama</strong><br />
Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.</p>
<p>İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.<br />
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.<br />
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.<br />
Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.<br />
Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.<br />
30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.<br />
<strong><br />
Akapunktur Ve Sigara Bırakma<br />
Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi<br />
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?<br />
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?<br />
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?<br />
Sigarayı Neden Bırakalım ?<br />
Sigara neden zararlı ?<br />
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?<br />
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?<br />
Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?<br />
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?</strong><br />
<strong><br />
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?</strong><br />
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.</p>
<p>İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.</p>
<p>Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.<br />
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.</p>
<p><strong>Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?</strong><br />
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.</p>
<p><strong>Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?</strong><br />
%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.</p>
<p><strong>Sigara Neden Zararlı?</strong><br />
Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında <a href="http://www.aidsdernegi.org/"title="sağlık" >sağlık</a> açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…<br />
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.<br />
Kalıp – Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.</p>
<p><strong>Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım:</strong><br />
Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akciger-hastaliklari/"title="akciğer hastalıkları" >akciğer hastalıkları</a>, kalp ve damar hastalıkları, ülser, <a href="http://www.aidsdernegi.org/mesane/"title="mesane" >mesane</a> kanseri.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.<br />
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akciger-hastaliklari/"title="akciğer" >akciğer</a> kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.</p>
<p>İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.</p>
<p>Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.<br />
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.</p>
<p>Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?</strong><br />
20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.<br />
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.<br />
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.<br />
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.<br />
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.<br />
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).<br />
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.<br />
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.<br />
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.<br />
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.<br />
Sigara <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hamilelik-gebelik-dogum/"title="gebelik" >gebelik</a>ten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/dogum/"title="doğum" >doğum</a> riski ve düşük doğum kilolu <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/bebek/"title="bebek" >bebek</a> doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.<br />
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.<br />
Aynı evde yaşayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.</p>
<p><strong>Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?</strong><br />
Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.<br />
Fiyatın pahalı gelmesi.<br />
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.<br />
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.<br />
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya <strong>by-pass</strong> ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?</strong><br />
Akupunktur,<br />
Grup Terapisi,<br />
Hipnoz,<br />
Kişisel çaba ile bırakma,<br />
Farmokolojik tedavi.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?</strong><br />
Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.</p>
<p><strong>Ara ara sigara içmek:</strong> Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.</p>
<p><strong>Çevre baskısı:</strong> Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.</p>
<p><strong>Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek:</strong> Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten <strong>“tehlikesiz sigara”</strong> yoktur.</p>
<p><strong>Sorumluluğu başkasına yıkmak:</strong> Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.</p>
<p><strong>Şişmanlama korkusu:</strong> Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.<br />
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akapunktur-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunktur&#8217;un Felsefesi</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-felsefesi/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-felsefesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.
Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.</p>
<p>Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalık" >hastalık</a> belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.</p>
<p>Vücutta <strong>Yin</strong> ve <strong>Yang</strong> adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme <strong>Taiji (Büyük İkilem)</strong> denir. <strong>Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı </strong>simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >akupunktur</a> noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-felsefesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunktur&#8217;un Tarihçesi</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tarihcesi/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tarihcesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.
Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yakl]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen <strong>“Chen-chin”</strong> ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, <strong>“<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >akupunktur</a>”</strong> olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yakl<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/asi-nedir/&#8221;title=&#8221;aşı&#8221; >aşı</a>k 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.</p>
<p>1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete <strong>“akupunktur <a href="http://www.aidsdernegi.org/anestezi/"title="anestezi" >anestezi</a>si altında yapılan cerrahi bir operasyon”</strong> izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tarihcesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunkturun Uyarı Noktaları</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-uyari-noktalari/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-uyari-noktalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:18:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalık" >hastalık</a> için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >Akupunktur</a> tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.<br />
İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ul<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/asi-nedir/&#8221;title=&#8221;aşı&#8221; >aşı</a>r. Beyin de bu uyaranı gerekli <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/organlar/"title="organlar" >organlar</a>a ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-uyari-noktalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunkturun Taşı</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tasi/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. <a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/kategori/akupunktur/&#8221;title=&#8221;Akupunktur&#8221; >Akupunktur</a> yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-tasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunktur ve Zayıflama</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama-2/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 10:03:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Şişmanlık
Şişmanlık Nedir?
Dünyada şişmanlık
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?
Vücut-Kitle indeksi nedir?
Akupunktur ve Zayıflama
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?

Şişmanlık (Obezite)
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.
Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şişmanlık<br />
Şişmanlık Nedir?<br />
Dünyada şişmanlık<br />
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?<br />
Vücut-Kitle indeksi nedir?<br />
<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >Akupunktur</a> ve <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="zayıflama" >Zayıflama</a><br />
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?<br />
</strong><br />
<strong>Şişmanlık (Obezite)</strong><br />
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalık" >hastalık</a>tır.</p>
<p>Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/hastaliklar-ve-tedavileri/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a>ın ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.</p>
<p><strong>Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? </strong><br />
Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/goz-sagligi-goz-hastaliklari-gozluk-lens-goz-ameliyati-lazer/"title="göz" >göz</a>lenmiştir.</p>
<p>Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karm<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/asi-nedir/&#8221;title=&#8221;aşı&#8221; >aşı</a>k sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/beslenme/"title="beslenme" >beslenme</a> alışkanlıkları, yaşam tarzı, <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/psikoloji/"title="psikoloji" >psikoloji</a>k sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.</p>
<p>Obezite bir hastalık olduğu için, bir <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="diyet" >diyet</a> uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.</p>
<p>Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.</p>
<p><strong>Obezite sıklığının artmasının nedenleri:</strong><br />
<strong>-</strong> Sosyo-kültürel faktörler,<br />
<strong>-</strong> Biyolojik faktörler,<br />
<strong>-</strong> Davranışsal faktörler,<br />
<strong>-</strong> Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,<br />
<strong>-</strong> Alkol tüketiminin artması,<br />
<strong>-</strong> Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,<br />
<strong>-</strong> Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.</p>
<p>Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="" >kilo verme</a>k amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma çabasındadır.<br />
Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo artışı durur.</p>
<p>Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo alabilirler.<br />
Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken bölgeler vardır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:</strong><br />
Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunktur ve Zayıflama</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:45:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.
İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hızını düzenler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >akupunktur</a> alışkanlık tedavilerinde kullanılır. <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="" >Kilo verme</a> de <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/beslenme/"title="beslenme" >beslenme</a> alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.</p>
<p>İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.<br />
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.<br />
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.</p>
<p>Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı <a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/diyet-fitnes-zayiflama-kilo-verme-sismanlik/"title="diyet" >diyet</a>lerden daha kolay kilo vermeyi başarır.</p>
<p>Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.</p>
<p>30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen gün kilo vermek daha da zorl<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/asi-nedir/&#8221;title=&#8221;aşı&#8221; >aşı</a>r. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunktur-ve-zayiflama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akupunkturun ve Sigara Bırakma</title>
		<link>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-ve-sigara-birakma/</link>
		<comments>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-ve-sigara-birakma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 09:38:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akupunktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aidsdernegi.org/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?
Sigarayı Neden Bırakalım ?
Sigara neden zararlı ?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/akupunktur/"title="Akupunktur" >Akupunktur</a>la Sigara Bırakma Tedavisi</strong><br />
<strong>Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?<br />
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?<br />
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?<br />
Sigarayı Neden Bırakalım ?<br />
Sigara neden zararlı ?<br />
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?<br />
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?<br />
Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?<br />
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?</strong><br />
<strong><br />
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?</strong><br />
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.</p>
<p>İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.</p>
<p>Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.<br />
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolayl<a href="http://www.<a href="http://www.aidsdernegi.org/kategori/aids/"title="AIDS" >aids</a>dernegi.org/asi-nedir/&#8221;title=&#8221;aşı&#8221; >aşı</a>r. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.<br />
<strong><br />
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?</strong><br />
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.</p>
<p><strong>Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?</strong><br />
%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aidsdernegi.org/akupunkturun-ve-sigara-birakma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

