Klinik belirginliğine karşın kesin tanımı yoktur. Bir sendrom (çeşitli hastalıklara bağlı olabilen belirtiler topluluğu) değil, başlı başına bir hastalık söz konusudur. Bununla birlikte, hiçbir kesin ölçütü bulunamadığı için, sınırlarını belirlemek güçtür. Astıma süreğen bronş iltihabı ve amfizem eklenebilir. Aslında her çapta bronşa yerleşen, zaman zaman ortaya çıkan ve solunum yollarının yaygın tıkanıklığına bağlı bir hastalık durumu varolduğu zaman, astımdan sözedilir.
Sık rastlanan astım, hastaların yarısında 10 yaşından önce, 1/3′inde 40-50 yaşları arasında, yüzde 20’sin-de 50 yaşından sonra başlar. Hastaların yüzde 30-70′inin a.ilesinde de astımlar vardır.
Astımın çok sık raslanan nedenlerinden biri, yazın havada bulunan çiçek tozlarıdır.

ASTIM NEDENLERİ
Hastalığa neden olan etmenin araştırılması, ortaya alerji sorunu çıkarır. Bu da genç bir kişide klinik ve biyolojik incelemeler yapılmasını gerektirir. Bir maddeye karşı duyarlığın saptanması, birçok durumda hastanın bu duyarlıktan kurtarılmasını sağlar.

Alerjinin etki mekanizması:

Kişi, antijen ya da alerji yapıcı (allerjen) diye adlandırılan bir maddeye karşı bedeninde antikorlar oluştuğunda, bu maddeye duyarlı olur. Antikorlar (savunma .araçları) antijenlere bağlanacak, bunun sonucunda histamin ve benzeri maddeler serbest kalacaktır. Klinik belirtilerin temelinde, bu serbest kalan maddeler yatar.

Antijenler ya da alerji yapıcılar:

Genellikle yüksek molekül ağırlıklı proteinlerdir. Sorumlu olan alerji yapıcılar daha çok solunum yoluyla gelenlerdir: Ev tozları, çiçek tozları (polen), küfler, tüyler, kıllar. Besinlerle ilgili alerji yapıcılar daha önemsizdir. İlaçlar (aidsdernegi.org/penis/”title=”penis” >penisilin, aspirin), asalaklar, bakteriler gibi başka alerji yapıcılar da vardır. Bedene yabancı olan bu antijenlerin bulunması, antikor yapımıyla nitelenen bir savunma tepkisine yolaçar.

Antikorlar:

Kendilerine uyan alerji yapıcılara tepki gösterir ve retikülum-endotel sisteminde yapılırlar. Yapıldıklarında kanda ve şok organı denilen bir ya da birçok organda bulunurlar. Astımda başlıca şok organı bronşlardır. Ama deri, barsak mukozası gibi değişik yerler de olabilir. Bir antikoru bir organa ya da bir başkasına yapıştıran neden bilinmemektedir. Ama enfeksiyonların ve bronş tahrişinin rol oynadığı düşünülmektedir.

Çıplak gözle görünüm:

Bronkoskopi
Bronkoskopide yerleşme yerinin değişken olduğu, hastalığın bronş ağacının bütün bölümlerine yerleşebileceği görülür. Bozunlar şunlarla nitelenir:
— kırmızı renkli bronş mukozası ödemi nedeniyle kalınlaşmış olan bronş çeperi değişiklikleri;
— müküs salgısı artışıyla birlikte salgılama bozuklukları.

Bronkografi
Bronkoskopiyle ulaşılamayan yerleri inceler ve aşağıdaki belirtileri ortaya çıkarır:
— yerel ya da yaygın bronş daralma ya da tıkanmaları;
— bronş genişlemeleri.

Doku incelemesi
Mukoza biyopsisinden sonra yapılır. 3 grup bozun gözlenir:
— ödem, damar genişlemesi ve her zaman bulunan eyozinofil hücre artması biçiminde iltihaplı bozunlar;
— mukozayı oluşturan bütün öğelerin ya da bazılarının (kas, esnek doku, bezler) aşırı gelişmesiyle ilgili bozunlar;
— özellikle bronş çeperindeki kas yapısını ilgilendiren yozlaştıncı bozunlar. Astım tipine göre bozunlar
Genç erişkinde başlangıç, ödem ve damar genişlemesiyle belirlenir. Bu belirtiler silikleşirler-ken, esnek doku ve bez aşırı gelişmesi ön plana geçer.
50 yaşını aşmış kişilerde ödem ve damar genişlemesi orta derecededir; ama mukoza öğelerinin aşırı gelişmesi, daha hastalığın başlangıcında önemlidir.

Tepkiler
Bir astım nöbeti sırasında çeşitli tepkiler oluşur.
Bronşlardaki tepkiler
Bronş çaplarının daralmasıdır ve şunlara bağlıdır:
— antijen-antikor karmaşası oluşması sırasında serbestleşen histaminin etkisiyle ortaya çıkan damar genişlemesi ve ödem artışı nedeniyle mukoza şişmesi;
— histaminin ya da sinirsel olayların etkisiyle kıvamı koyulaşan ve miktarı artan bronş salgıları;
— histaminin ya da bir refleksin neden olduğu bronş çeper kaslarının kasılması (bronş daralmaları).
Bu 3 öğe akciğerlerin havalanmasını güçleştirirler.

Solunum kaslarındaki tepkiler
Kökeni beyinsel olduğu sanılan bir göğüs kasları ve diyafram kasılmasıdır. Havalanmayı tehlikeye sokar ve akciğerleri gerer.
Akciğer dokusundaki tepkiler
Şiddetli havalanma azalması kökenli ivegen amfizemdir; soluk alma güçleşmiştir; ama kaslar, hava keseciklerine hava sokmayı başarırlar. Soluk verme daha da güçleşmiştir ve soluk verme sırasında soluk darlığıyla sonuçlanır.

ASTIM TEŞHİSİ

Teşhis hastalığın biçimine göre konur. Burada, özellikle genç erişkinlerde görülen biçimleri inceleyeceğiz.
Zaman zaman soluk darlığı yapan astım
En sık görülen biçimdir. İki evresi vardır: Öncü (haberci) evre ve asıl astım nöbeti.
Öncü evre değişmez değildir; bir hastadan ötekine değişir, ama aynı hastada değişmez; yani hasta, öncü evrenin belirtileriyle nöbeti önceden sezinler. Sözkonusu belirtiler solunumla (burun akması, öksürük), sinir sistemiyle (başağrıları, huy değişikliği), sindirim sistemiyle (geğirme, bulantı) ilgili olabilir.

Başlangıç evresinin klinik belirtileri
Hastaların çoğunda başlangıç apansızdır. Hasta bir sıkışma duygusuyla uyanır; birkaç dakikada yerleşme evresi başlar.
Yerleşme evresinin klinik belirtileri
İşlevsel belirtiler
Hastada az ya da çok şiddetli bir solunum rahatsızlığı görülür. Soluk verme yavaş, gürültülü, uzamış, ıslık çalar gibidir; solunum hareketleri arasında durma yoktur. Öksürük çoğunlukla erken ortaya çıkar ve başlangıçta kurudur. Ancak 2-3 saat sonra balgam çıkmaya başlar. Az miktarda, yuvarlak, yoğun, çıkarılması güç, az akışkan, yapışkan balgam parçalarından oluşmuştur. Bazen daha bol, yapışkan, çok yoğun ve atılması güçtür. Süresi değişiktir ve soluk darlığının gerilediğini gösterir.
Cenel belirtiler
Beden ısısı normal, nabız düzenli, atardamar basıncı değişmemiştir.
Fiziksel belirtiler
Gözle muayenede göğüs az hareketli, yuvar-lağımsı, soluk alma durumunda kilitlenmiş durumdadır. Parmakla vurarak muayenede ötümlü-lüğün arttığı gözlenir. Dinlemeyle hava kesecikleri sesinin azaldığı ve soluk verilirken uzun ve tiz ıslıkların varlığı saptanır. Balgam çıkarma evresinde, özellikle soluk verilirken, bronş raileri duyulur.
Nöbet bir ya da birkaç saatte sona erer. Ertesi gün genellikle hiçbir solunum rahatsızlığı bulunmaz. Bazen nöbet sabah sona erer; ama soluk darlığı, ertesi gece daha şiddetli olarak gelir. Çoğunlukla bu durum 4.-5. güne kadar sürer. Sonra nöbetler azalır ve ortadan kalkar. Bu dönem 4 günden 1 aya kadar sürebilir.
Tamamlayıcı muayeneler
Klinik açıdan açık olan teşhisi doğrularlar.

Radyoskopi
Az hareketli yatay kaburgalar ile soluk alma durumunda bir göğüs genişlemesi gösterir. Kabur-galararası aralıklar genişlemiştir. Akciğer dokusu çok aydınlıktır; akciğer göbekleri karanlık görünüm almıştır. Kalp-mediyastin gölgesi daralmış ve uzamıştır:

Balgamın incelenmesi
Klinik açıdan balgam albüminsiz, katışıksız müküstür. Hücrelerin incelenmesinde astıma özgü eyozinofil akyuvarlar görülür. Bakteri incelenmesinde mikrop bulunmaz.
Nöbetler arasında sistemli bir inceleme yapılmalıdır.

Teşhisin gerektirdikleri
Biyolojik muayeneler
Kanı oluşturan öğeler incelendiğinde çoğunlukla (hastaların yüzde 75′inde), orta derecede (yüzde 5-10) bir eyozinofil artışı gözlenir. Eyozinofil artışı burun salgısında da aranabilir; ama bu yönteme daha az başvurulur. Astım hastalarında bazen tüylere karşı alerjiye ras-lanır. Bazı meslekler, sözgelimi tavukçuluk, bu alerjinin ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

Radyolojik muayene
Çoğunlukla nöbetler sırasında raslananlara benzeyen —ama daha hafif— anormallikler gösterir.

Hastalığın nedenini araştırmanın gerektirdikleri
Kulak-burun-boğaz muayenesi
Hastaların yüzde 40′inda normaldir. Ama sinüzit (sinüs iltihabı) ve nezle saptanabilir.
Alerji soruşturması
Hastanın geçmişinin incelenmesini kapsar:
— soygeçmişi;
— özgeçmişi: Egzama, kurdeşen, kaşıntı gibi deriyi, nezle, yarım başağrısı gibi solunum sistemini ilgilendiren alerjileri olup olmadığı saptanır.
Nöbetlerin apansızın gelmeleri ve zamanları, yani günün ya da yılın belli zamanlarında görülmeleri, alerji varlığını düşündürür:
— yemek sonrası gelen nöbetler, besinlerle ilgili bir alerji düşündürecektir;
— bir gece nöbeti, kuştüyü yorgan, yastık, v.b. alerjisini akla getirecektir;
— belirli bir yerde toz, hayvanlar, küfler de alerji nedenleri olabilirler;
— kış başında kaloriferler yakılmaya başlandığında, tozların rolü gözönünde bulundurulmalıdır;
— ilkbaharda gelen nöbetler alerji nedeninin çiçek tozları olduğunu düşündürecektir.
Alerji yapıcı etken değişik yöntemlerle saptanır;
— sorguyla; kişinin bir antijenle ilişki olasılığı araştırılacaktır;
— alerji yapıcı etkeni ayırma testiyle; alerji yapıcı etken karışımları verilir. Test gruplarından biri pozitif olduğu zaman, bu grup içindeki yeni bir test dizisinde sorumlu alerji yapıcı aranır. Küfler, ağaçtozları, bitkiler ve buğdaygilleri kapsayan 4 gruptan oluşan bir test takımı kullanılabilir.

Alerji testleri şunları kapsar:
— deri tepkimeleri: En sık kullanılan teknik olan derici tepkimeleri gibi deri testleri;
— havada bulunan bir alerji yapıcının bronş daraltıcı etkisinin incelenmesi. Çoğunlukla ev tozları, bazen de çiçek tozları, küf ve ilaçların sorumlu olduğu alerjinin saptanmasıyla, özel bir duyarsızlaştırmaya yönelinecektir.

Tepkilerin gerektirdikleri ve hastalığın geleceği
Biyopsiyle tamamlanan bronkoskopi
Az ya da çok yaygın çeşitli bozukluklar ortaya çıkarır. Bronş çeperi kırmızı, kaim bronş salgılarıyla kaplanmıştır; bazen kalıcı bir darlık gösterir. Muayeneyi tamamlayan biyopsi, doku incelemesi paragrafında anlattığımız doku anormalliklerinin görülmesini sağlar.

Bronkografi
Bronkografiyle tıkanma ve daralmalar ortaya çıkarılabilir.
Solunum işlevi incelendiğinde, kendiliğinden ya da bir bronş genişletici maddenin (asetilkolin) etkisiyle düzelen, kısmi ya da tam bir tıkanma sendromu saptanır. Saniyede azami soluk verme hacmi çok düşüktür. Zorlu soluk verme hacmi azalmıştır.
Evrim
Astımın evrimi, nöbetlerin değişik aralıklarla tekrarlamasıyla belirlenir. Çeşitli olasılıklar görülebilir.
Astım nöbetleri sırasında hastanın burnu akar; küçük, koyu balgamlar çıkarır.
Kendiliğinden ya da tedaviyle iyileşme seyrektir.
Çoğunlukla hastalık durağanlasın Bununla birlikte ihtilatlar görülebilir ve uzun dönemde ağırlaşmaya sık raslanır.

Sürekli soluk darlıktı astım
Sürekli soluk darlığı çocukta ve genç erişkinde ender görülür. Özellikle sık sık bakteri ya da virüs kökenli solunum yolları enfeksiyonları çeken kişilerde ciddileşebilir.

Başlangıç evresinin klinik belirtileri
Başlangıç, nöbetlerin giderek sıklaşıp inatçı-laşmasıyla belirlenir. Nöbetler arasında irinli bir balgam çıkarılır ve çaba sırasında gelen soluk darlığı ortaya çıkar.
Yerleşme evresinin klinik belirtileri
İşlevsel belirtiler şunlardır:

— sürekli sıkıştırılma duygusu ve soluk darlığı;
— sık ve yorucu bir öksürük;
— bol miktarda balgam çıkarma. .
Fiziksel belirtiler hastalığı ortaya çıkarıcı niteliktedir. Gözle muayenede göğsün sürekli geniş olduğu, solunum ritminin tersine döndüğü (soluk verme süresinin uzaması) saptanır. Parmakla vurarak muayenede ötümlülük artışı duyulur. Dinlemeyle muayenede, hava kesecikleri sesinin zayıfladığı ve bronş raileri duyulur.

Tamamlayıcı muayeneler
Röntgen filminde astımın tipik görüntülerine ek olarak havalanma bozukluğuna bağlı görüntüler, özellikle de kabarcıklı amfizem görüntüleri ya da geniş aydınlık alanlar saptanır.
Kan sayımı ve formülünde akyuvar artışı ve eyozinofil yüksekliğinin azalmasıyla birlikte, parçalı çekirdekli nötrofillerde artış gözlenir. Balgam incelenmesinde, yıkılmış akyuvarlar ve yitmekte plan eyozinöfiller saptanır. Brönkoğrafi, kalıcı ve sürekli genişleme ve daralmaları görünür kılar.

Evrim
Hastalığın evrimi ihtilatlıdır:
— boğulma nöbetlerine yolaçan bronş enfeksiyonu;
— genel durum bozulması;
— kalbe yansıma (akciğer kalbi).

HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ
Hastalığın şiddetine göre biçimler. Silik astım ya da astım görünümlü bronş iltihabı
Özellikle çocuklarda sık görülür. Tablo bronş iltihabı tablosudur ve teşhis, hastanın alerjili geçmişine, bronş iltihabının tekrarlayıcı niteliğine dayanılarak konulur; tamamlayıcı muayenelerle doğrulanır.